GELİNCİKLER AĞLAMASIN

Önce gelincikleri yolduk,

Nar ağaçlarına tuttuk kurşuna.

Ardından andızları devirdik

Aptallık,bilinçsizlik, bir hiç uğruna.

Sonra sıra ormanlara geldi;

Yüzbinlerce dönüm ateş yaktık,

Sivas’a kadar gidip bulduk,

Dikili tek ağaç bırakmadık

Şair Cahit Külebi yıllar önce yazdığı bu şiirinde yanan ormanlarla kendi benliğinde oluşan yangını anlatmaktadır. Kimbilir başka kaç insan böyle yanmıştır da açığa vuramamıştır duygularını . Kim bilir kaç şaire esin kaynağı, kaç bestekara ilham vermiştir ormanlar,ağaçlar, oralarda yaşayan Alageyikler, Ceylanlar, Karacalar, kurtlar ve kuşlar…

Neleri yok ettik vahşi ateş toplarıyla?

Ağaçları mı?

Kuşları mı?

Böcekleri mi?

Sadece bu kadar mı? Yok ettiklerimiz

. Keşke bu kadar olsa da, teselli edebilsek kendimizi.

Belki bunların bir kısmını trilyonlar karcayarak uzun zaman içinde iyi koruyarak ve hep olumlu olayların gelişeceğini varsayarak yerine koyabiliriz.

Ama kaybedilen, ülkenin ve o ülkede yaşayan insanların geleceğidir. Yeni neslin yaşam alanı ve onları ufuklarıdır. O ufuklardır ki yarınlarımızı teminat altına alır. Yarını olmayan bir toplumun tarih sahnesinde yeri ve rolü olabilir mi?…

Bu olaylar duygusal yaklaşım değil tüm çıplaklığı ile gerçeğin ta kendisidir. Hiç kimse bu yaklaşımı ütopik olarak değerlendirmemelidir.

Sadece İlimizde iki yada üç günde yangınla 2 bin hektara yaklaşan bir alanın yok olduğu yada tahribata uğradığı göz önüne alınırsa yoruma dahi gerek olmadığı açıktır.

Ne yapmak gerekir?

Hemen herkesin söylediği klasik sözlerde olduğu gibi elbette önlem almak gerekir. Önlem almak çok geniş anlamlı bir kavramdır ve bu zaten ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yerine getirilecek bir görevdir, ve yerine getirildiği bilinmektedir. İlgililerin aldığı önlemler tek başına yeterlimidir?(Sadece Denizli Orman Bölge Müdürlüğünün yetki alanındaki ormanlarda yangınla mücadele için ayırdığı ödeneğin yaklaşık 1.5 trilyon TL olduğu beyan edilmiştir)

Elbette değildir, ve olmadığı da ortadadır. Çünkü ilgililer yani Devletin bu konu ile ilgilenen birimleri her ağaca, her çalıya, kısaca ormanın her noktasına bir görevli koyamaz. Bu mümkün değildir.(olsa da sorunu çözmez) Polisiye tedbirler gereklidir ama herzaman çözüm değildir. Suçluyu bulur ilgili mercilere teslim eder ve cezasını çekmesini sağlarsınız. Bu gidenleri geri getirir mi?…

Çözüm; Elbette toplumun kendisinde ve tabi ki onu oluşturan bireylerin kişiliklerinde, kalplerinde, beyinlerindedir . Yapılması gereken en önemli iş bu bilinçte birey ve toplumu yaratabilmektir. Bu yol ise resmi kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa hayata geçireceği BİLİNÇLİ KAMUOYU YARATMA SEFERBERLİĞİ’nden geçmektedir.

Vatan topraklarını kanı, canı pahasına koruyan insanlarımız bu işi de çok kolay başarabilecek yetenektedir. Yeterki bir yol gösterilip önü açılsın.

Ulu önderimiz M.K.ATATÜRK’ün “vatan toprakları kutsaldır, kaderine terk edilemez” sözünden hareketle, bizlerde diyebilmeliyiz ki; Bu kutsal topraklar üzerindeki hertürlü canlı ve cansız varlıklarla anlam kazanır, öylese korumak kuru bir söylem olmaktan çıkarılıp layık olduğu şekildehayata geçirilmelidir.

Gelinciklerin, papatyaların,

Böceklerin , kuşların,

Ağaçların ve çocukların

Ağlamayacağı günlere…

 Zeki AKAKÇA

TEMA Denizli İl Temsilcisi