Yaz sonunda serin bir yol hikayesi ;

BEYAĞAÇ ,

ÇİÇEK BABA ZİRVESİ,

ANIT ORMANLAR,

KARTAL GÖLÜ,

EREN GÜNÜ

Yollar,

dağları aşırır

gurbete götürür.

yollar,

özlemi bitirir ,

sevgiyi getirir.

Yollar,

sıladan gelir, sılaya gider

Ve yollar

Bitmez!...

 'Her yol mutlaka bir yere gider. Eğer gitmiyor, götürmüyorsa o yol, yol değildir' demiştir düşünür. İşte o anlamda bir hikayedir bu...

 Her son denilen yerde mutlaka yeni bir ilk, yeni bir başlangıç vardır.

Şehrin boğucu sıcak havasından kurtulmak için alıp başınızı gitmek istiyorsanız eğer Ağustos ayın son günlerinde; Denizli'nin güneyine çevirin yönünüzü.

Denizli-Muğla yolunda ilerlerken Tavas ovasın da Medet köyünden sola içerilere doğru yönelin. Bu yol sizi sürprizlere, henüz yok olmamış güzelliklere, dostluklara, paylaşıma kısaca doğa ve insanın kucaklaşmasına götürecektir.

Kırçıllı kayalar arasındaki Ardıç, Pırnal ve az sayıdaki çam ağaçlarını izleyerek geçeceğiniz küçük köyler ve kasabalardan sonra karşınıza hemen her bölgede adaşı olan “Bozdağ” gelecek. Onu izlerken yol sizi, biraz daha taşıyıp kırmızı topraklı tarlalardan aşırarak Bozdağ’ın karşı komşusu 'Çiçekbaba' ile tanıştıracaktır. Önünüzde koca bir vadi ile dağların yamaçlarına kurulmuş köyler ve orta yerden akan 'Akçay'ı göreceksiniz. Akçayın iki yakasında kurulan yer ise adını yeşil doğasından ve ağaçlarından almış 'BEYAĞAÇ'tır.

Burada dağlar, ağaçlar, kuşlar, çiçekler başka gelecektir gözünüze. Sizi selamlayan yaşlı ağaçlara, kuzular, keçiler eklenecek, ayağında kara lastik papuçlu çoban çocukları el sallayacaktır. Yani Anadolu, Torosların batıdaki bu son noktasının kuzey yamaçlarında daha bir “Anadolu” gibidir…

Bir an önce yukarılara çıkmak için acele etmek gerekir. Zira Beyağaç sadece mola yeriniz, asıl hedefiniz ise 'Çiçekbaba dağı' ve onun koynunda saklı el değmemiş güzellikler olmalıdır.

Beyağaç merkezinde kısa bir mola ile dinlenip kekik ve kırtıl çaylarınızı yudumlayıp hemen yola koyulmalısınız. Çünkü ilçede yaşam yaz mevsiminin sonlarında biraz sakindir. Yörede yaşayan birçok insan bahar ve yaz ayının yorgunluğunu atmak, azda olsa yaşamlarına renk katmak, çoğunlukla da “sağlık ve sıhhatine şükretmek için” yılda bir kez (Ağustos ayının son perşembesi) yapılmakta olan EREN GÜNÜ kutlamalarına doğru yolculuğa çıkacaktır.

Akçay üzerindeki tahta köprülerin birinin üzerinden geçerek devam etmelisiniz dağ yollarına . Artık asfalt yol, yön levhası, trafik işaretleri yoktur. 'Göz taşı' denen yerden aşağıda kalan “Beyağaç” ın görüntüsüne son bir bakış atıp kaybolursunuz kızılçamlı tepelerin ardında…

Toz duman içinde , hoplaya zıplaya ilerlerken Karaçamların genci, yaşlısı ayakta öleni yerde yatıp toprak olanının görüntüsü alır götürür sizi yüzlerce yıl öncesine.

İşte bu doğanın gücü, güzelliği, duygusu ve gerçeğidir... Seyredin, kazıyın belleğinize, çıkartmayın hafızanızdan bu görüntüleri. Bu bölge yaşları bin iki yüz, bin üç yüz ile ifade edilen 'ANIT KARAÇAM ORMANLARI' nın dünyasıdır. Durup hesaplamaya çalışın neresindeyiz zamanın ve nereye kadar gideceğiz. Sorun her bir ağaca; tarihin hangi olaylarına tanıklık ettiniz diye?

Yine kırmızı kumlu tozlu yola vurun kendinizi, az sonra bir başka sürpriz sizi beklemekte. İki bin küsur rakımlı yüksek tepelerin arasına saklanmış 'Çiçek baba'nın etek uçlarında mavi boncuk gibi duran küçük ama gizemli, dili olmasa da anlatacağı çok şey olan 'Kartal Gölü' sizi kucaklamayı beklemektedir.

Burası bir krater gölü mü, yoksa buzul çağında oluşmuş göl mü? Bilinmez. Onun yorumunu konunun uzmanlarına bırakmak gerek. Güzelliğini, çarpıcılığını ve utangaçlığını izlemek yeterlidir.

Kartal gölü, 'Eren Günü' için yola çıkanların konaklama alanıdır. Her yıl Ağustos ayının son Çarşamba ve Perşembe günleri burası en kalabalık, en gürültülü günlerini yaşar. Yaşanan aslında otantik bir havanın teneffüs edilmesinden öte bir şey değildir. Bu dağ kütlesinin çevresinde yaşayan onlarca yerleşim alanından gelenler yılın bu günlerinde burada bulunup geçmişi bilinmeyen geleneği yaşamanın- yaşatmanın mutluluğu içindedirler. Adaklar, kurbanlar, dilekler, yemekler, eğlenceler, sohbetler, kucaklaşmalar, seneye yine görüşme dilekleri, selamlar sabahlar ve daha niceleri...

Perşembe sabahının şafak vaktinde 'Eren' yolculuğu başlar yaya olarak. Patika yolu dahi olmayan kırmızı kayalıklar arasındaki bu yürüyüşe kadın-erkek, çoluk çocuk, yaşlı genç, hasta ve sağlıklı buraya kadar gelebilen herkes katlanır. Kutsal sayılan bu yerde dualar edilir, adaklar döndürülür, kurbanlar kesilip pişirilir.

Tıpkı yüzlerce yıl önce olduğu gibi. Kurbanın burada kesilip, kanının torağa akıtılması , pişirilirken dumanının havaya savrulması inanışın gereğidir. Kaynağı, nedir, neden yapılır bilinmez ama bu inanış hala yaşatılmaktadır...

Dualar, dilekler, toprak ve taşlardan almalar, ortada bulunan yaklaşık 20 metre uzunluk, 2 metre genişlikteki taşlarla çevrili alanın toprağına-taşına dokunmalar, bez bağlamalar, buğday, mısır serpmeler hepsi ama hepsinin bir anlam ifade ettiğine inanılır. Hastalar şifa için, yoksullar, bolluk ve bereket için, gençler sevdiklerine kavuşmak için... Herkes bir amaçla Çiçekbaba zirvesinin bu yolsuz, susuz, kuru düzlüğüne o mistik ortamı yaşamaya yaşatmaya koşarlar her yıl bu mevsimde...

Bu bir kültürdür.

Bu bir inanıştır,

Bu bir yaşam tarzıdır.

Tartışılmaz,

Tartışılamaz..

 

Veda zamanı gelmiş ve dönüşe niyet varsa eğer arkanıza bakmayın.

Oralardaki yaşamdan bir şeyler alabilmiş, yada kendinizden bir parçayı oralarda bırakabilmişseniz eğer, amaca ulaşılmış demektir.

İşte “yolun bittiği yerde” başlayan bir başka yol hikayesi...

Orada, uzakta, dağların arasındaki küçücük ayrıntı sizlere ne anlattı, veya siz ne anladınız bilinmez ama, onlar anlatmak için sizi çağırır...

Yüzlerce yıldır olduğu gibi...

 Zeki AKAKÇA

akakcazeki@yahoo.com

 Nasıl Gidilir;

Beyağaç, Denizli ye 96 km. mesafededir. Özel araç ile Denizli Muğla il yolundan: Tavas - Medet köyü üzerinden, ve Kale ilçesinin Muğla çıkışından sola ayrılan yollardan gidilebilir.

Beyağaç merkezine kadar yollar asfalt olup daha sonrakiler orman yoludur.

Özel arabası olmayanlar için Denizli il merkezinde her saat hareket eden dolmuşlar bulunmaktadır.

Konaklama ; İlçe merkezinde Belediyeye ait bir misafirhane ve özel bir pansiyon bulunmaktadır. Ayrıca isteyenler için köy evleri de(eski haney evler) konaklamada kullanılabilir.

Yemek: İlçe merkezinde her türlü yemek ihtiyacını karşılayacak mekanlar mevcuttur. Yöresel yemekler, ağırlıklı sebze yemekleridir. Hemen hemen her şey yoğurtlu olarak yenir 'Yoğurtlama' 'Cerpleme' ,'Börülce ekşilemesi' (çullama da denir) gibi yöreye özgü yemekler ilk anda sayılabilir.