İDAM FERMANI HAZIR GÜZEL KARAGÖL
Anlar vardır
Hatırladıkça yeniden yaşanır, tebessüm edilir,
Anlar vardır,
Unutmak istenir, yürek yaralar.
'Her kişi bıraktığı iz ile anılır' der büyüklerimiz;
Kimi iyi, kimi kötü, kimi doğru, kimi yanlış…
Tarih yazmaya değer görürse eğer ,
Ancak o zaman sararmış sayfalara girebilirler.
Kader deriz ya hani yaşadıklarımıza çoğu kez,
Aslında kader deyip kurtulmak kolayımıza gelir,
Gerisi bahanedir…
Uzak ülkelerin sisli dağlarının arkasına gitmeden yanı başımızdaki doğal değerlerimizden Karagöl hakkında çok küçük bilgiler sunmaktır bu yazıda amaç.
Bu bilgiler Karagöl’ün düzündeki 'Sarı yaban lâleleri' kadar mahcup ve boynu bükük, göl çevresindeki kayaları yurt edinmiş 'Kırmızı Yaban Lâleleri' kadar başı dik, daha bahar gelmeden karları delip tüm güzelliğini sergileyen 'sarı nergis'ler kadar ısrarcı ve yüzlerce yıla meydan okuyarak bu günlere ulaşabilen Karaçamlar kadar onurludur…
Karagöl bu bölgelerde yaşam sürenler için zaman zaman göz yaşı ile hatırlanan bir nostaljik bir mekandır. Özünde ise bir kültürün yaşanıp yok olduğu ender yerlerden sadece bir tanesi…
Buralarda yaşayanların kimileri o koca çamların altında doğmuş, kimileri ilk buralarda ağlamış - gülmüş, kimileri ilk buralarda sevmiş-sevilmiştir. Kimilerinin ise taşsız mezarı buralardadır. Bölgenin yaşam alanı olarak kullanıldığı dönemlerde her ağacın altı bir aileye ev- bark yurt olmuştur.
İlkbaharda masmavi suyu ile çevresi çiçek denizi, yaz aylarında yeşillik deryasıdır Karagöl. Sonbaharda susuz haliyle sarıya döner renkler. Bir hüzün çöker dağlarla beraber gölün düzlüğüne.
Kış boyunca kar ve yağmur ve ortasındaki kaynaktan çıkan su ile coşkulu olan gölde Mayıs ayından itibaren su çekilmeye başlar, bazı mevsimler Haziran ayı sonlarında suyun kalmadığı olur. Bundan sonra yeşil bir düzlük kalır ortada. Çoğu zaman yaylaya çıkarılan katırlar ile diğer sığırlara mekan olur gölün bu zamanlardaki susuz düzü.
Ekim - Kasım aylarında yağmur yağarsa eğer hemen su tutar göl. Eğer su bol olursa bu etrafta bolluk - bereket olacak demektir.
Göl sularından beslenen Akarlar deresi, onun kaynağı olan Kazan Pınar, Eğriceöz ve diğer su kaynakları hep göldeki suyun durumuna bağlı olarak coşkun akar,azalır yada kesilirler.
Kısaca göl kendi çanağı dışında daha bir çok yaşamında kaynağı gibidir. Beyağaç merkezinin içme suyunu sağlayan 'Armıtcık su kaynakları' da muhtemelen göl ile bağlantılıdır. Zira kaynak 'Göl Sivrisi' yada 'Armıtcık tepesi' diye bilinen bölgenin kuzeyindedir. Bu kaynaklar tepenin bir yüzünde , göl ise diğer yüzündedir.
Suyun ilk toplanmaya başladığı sonbaharda gelir gölün misafirleri, kimi kurt- kimi kuştur, kimi yılan kimi çiyandır… Kış aylarında nadiren kar tutar Karagöl. Çok özel zamanlarda ise buz , ama ancak birkaç gün sürer bu durum. Dayanamaz güneşin sıcaklığı ve cazibesine atar beyaz örtüsünü ve nazar boncuğu maviliği ile yeşilin göbeğinde öylece sergiler güzelliği ve gizemini…
Her mevsim ayrı bir güzeldir yöre . Ama en güzeli tabii ki bahardır. Yeni doğuşlar, yeni yüzler, ve tazeliklerle.
Baharda düğüne giden gelinlik köy kızları gibi biraz nazlı ama cesaretli görünür göl . İşte bu zamanlarda mavi, ayrı bir mavi, beyaz ayrı bir beyaz, sarı, kırmızı hepsi ayrı ayrı değer olup dağılırlar etrafa.
Bu kısa tanıtımı niçin yazdığıma gelince;
Çok kısa bir zaman sonra 'Karagöl' adında bir yer vardı. Diyerek söze başlayacağız. Belki elimizde kalan solmuş fotoğraflardan belki sağda solda kalmış dergilerden Karagöl’ü konuşacağız. Artık unutulmaya yüz tutmuş hikayeler anlatılırken böyle bir yer hayalimizde oluşabilecek sadece . Ve ne yazık ki çok uzak değil zaman. Şairin dediği gibi;
Belki yarın, belki yarından da yakın…
Not: Bu yazı Birkaç kez etrafı kesilip kurutulmak istenen ve bazen de 'turistik amaçlı tesis' yapmak adına yok edilmeye çalışılan Karagöl’ün son kesilme macerası sırasında yazıldı. (Bu son yaşanan belki en tehlikelisi idi 'Rehabilite' edeceğiz(yaşlı ağaçlarda hastalık olursa gençlere de bulaşırmış onlar kesilirse oluşabilecek hastalığa önlem olurmuş) diyerek kolay ucuz ve çabuk ağaç elde etmek amaçlı yapılan çalışmada: ağaçların kesimi için tüm işlemler tamamlanmış kimin keseceği de belirlenmiş ancak bu noktada kesecek kooperatifler arasında anlaşma sağlanamaması ve kooperatifçilerin birbirlerini şikayet etmeleri sonucu tesadüfen öğrenilmiştir.
Bundan sonra da kesim –naçizane- tarafımdan ve TEMA Vakfı Temsilcisi sıfatımla yaptığım ve iletişim kurduğum kişilerin de girişimleriyle durdurulmuştur. Ama bu kesinlikle bir daha orada kesim yapılmayacak anlamımda değildir. Çünkü ferman hazır, yaftalar boyuna takılıdır…
|